Hilal Yücel
BARTU
Bu aralar en çok söylediğim şey galiba Bartuuuuuuuuuuuuu. Bartu 9 yaşında. Benim beter böceğim. En çok eğlendiğim ve en çok kızdığım kişi galiba; bi de en çok sevdiğim:) Dört gözle okulların kapanmasını bekliyorum. Ödevler ve okul ikimizin de içini baydı. Aslında onun okulla ilgili istemedikleri benim de istemediklerim. Ama tabi bunu ona itiraf edemiyorum. Her gün sayfalar dolusu ödev. Ödev kağıtları her gün başka bir kanapenin altından çıkıyor. Aaaaa oraya nasıl gitmişki , ben atmamıştım ki, aaa orda unutmuşum cevapları beni o sırada çıldırtıyor. Tabii öğretmeninden gelen telefonlar da cabası. Gününün 8-9 saatini okulda geçiren bir çocuğa, bir de 2-3 saatini alacak ödevler verilmesine karşıyım. Heleki test sınavları ve test ödevlerine daha da çok. Çocukların yaratıcılığını engelleyen; onları 4 şık arasında seçim yapmaya zorlayan bir sistemin ilerde nasıl yetişkinler yaratacağını düşünmek istemiyorum. Bu arada bu 4 şıklık testler için Bartu nun ya birden fazla seçeneği, veya 5. 6.şıkkı oluyor. Tabiiki bunun müfredatta hiç bir geçerliliği yok. Karşı olduğunuz şeyleri öğretmenlerle paylaştığınız da napalım haklısınız ama müfredat diyorlar. Çık çıkabilirsen bu işin işinden. Bazen içimden en iyisini Erkin Koray yapmış diyorum; kızını okula göndermeden kendisi eğitmiş ya. Bir karikatürde görmüştüm. Çocuklar çok değerli bir maden olarak okula girip, eşşek olarak mezun oluyolardı okuldan. Belki bu örnek fazla abartı ama bu sistemin çocukları sorgulamaktan uzak, okumayan, hayatı şıklardan ibaret gören yetişkinler yapacağı aşikar.Gerçi her yıl değişen eğitim sistemine baktığımızda belki bu bile iyi bir ihtimal. Küçücük çocukları anne babalarının ellerinde veya otobüslerde dersaneye giderken görmek içimi acıtıyor. Ama dersaneye gitmeyen çocuk sınavlarda başarılı olamıyor.Sınavlarda başarılı olamayan çocuk ilerde iyi bir meslek sahibi olamıyor. Herşey sınav başarısına endeksli.Ve ben çocuğumun böyle bir sistem içinde eğitim almasından, akşamlarını ders çalışarak geçirmek zorunda olmasından mutsuzum. Bu mutsuzluğumu da onunla paylaşamıyorum. Ben de diğer anneler gibi hadi oğlum, şu testi çöz yenisini vericem diyorum istemediğim bir anne rolünü üstleniyorum ve bu rol beni çok boğdu:(
Çocukların ileride illaki doktor, mühendis gibi genel geçer mesleklere yönelmesi bana saçma geliyor. Yüzlerce meslek var. Marangozluk da, oto tamirciliği de bir meslek. Ama Türkiye de bu işler ceza işleri. "Hımmm bak okumazsan seni marangozun yanına veririm " tehditlerinin sonucu ile yaptırılan işler. Meslek okulları arttırılmadıkça,yetenekler değerlendirilmedikçe, bu tip işler uzman meslek erbabının yapacağı işler haline gelmedikçe sanırım çocuklar 4 şık arasında seçim yaparak hayatlarını kuracaklar:(
Bartu nun isteği "aksiyon filmi aktörü" olmak. Kendince böyle bir meslek yarattı:) İzlediği her film de en küçük ayrıntılara bile dikkat ediyor,hafızaya kazıyor. İzlediklerini çok güzel ifade ediyor. Umarım ileride hayal ettiği işi yapar.Bu hayali ve bu ilgisi ne kadar onu okulda başarılı yapmasa da belki de ileride ünlü bir oyuncu olur.Kim bilir:)
Herkese hayallerindeki işleri yaparak para kazandıkları hayatlar diliyorum:)
Sevgilerimle.
Hilal Yücel