Mehmet Nuri Kaynak’da benzer bir görüşte “Bence akıl vermekten çok iş olanakları verilse. Ve bu iş olanaklarının nasıl daha iyi koşullar sağlayacağı konusunda kafalar yorulsa... Ve sonra da biz de önümüzdeki 10 yılın hayalini kurabilsek... Gerçi bu son sözüm Türkiye koşullarında değil 10 yılın yarının bile hayalini ve isteklerimizi kuramayız.”
Bu eleştirilerden sonra şöyle düşünmeye karar verebilirim:
- Oysa ben öylesine güzel bir yazı yazmıştım ki … Beni kimse anlamıyor .Artık düşüncelerimi kimseyle paylaşmayacağım. Beni anlamadıklarına göre artık üzerinde çalıştığım kitabı yazmama da gerek yok. Vazgeçtim.
Ya da şöyle düşünmeye karar verebilirim :
- Hımm Gülhan, bu yazı fazla uzun olmasın diye aklından geçenleri tamamen yansıtmamıştın biliyorsun. İçindeki ses, yazının eksik kaldığını sana hatırlatmıştı. Ama kendi kendine dur burada bitir. Seminer vermiyorsun. Bu yalnızca küçük bir yazı, bazı şeyleri düşündürüyor.Yeterli demiştin. Olumluların yanında bu yorumlar da geldiğine göre içindeki sese biraz daha güvenebilirsin öyle değil mi? Fırsat bu fırsat yazıya ekleyemediklerini bir düşün . Evet ben bu konuyu yazmaya devam etmeliyim.
Yukarıda iki düşünce biçimi ve sonuçta verilen kararlar var. Sizce hangi kararı vermem daha yararlı olur? Diyerek devam ediyorum.
“Olumlu düşünce” akımı son dönemde pek çok kişinin canını sıkıyor olabilir. İtiraf etmeliyim zaman zaman okuduklarım bana da çok sığ geliyor. Belki de kelimelerin kifayetsizliğindendir.
Tekrar şu yazıma geri dönersem en son cümleden devam etmek yerinde olur diye düşünüyorum.
“Yeni bir yıla girerken, yaşamınızın size sunacağı armağanları kabul etmeye karar verin yeter.”
Yaşamın kendisinin bir armağan olduğuna inanıyorum. Başlangıçtan sona doğru bir süreç yaşıyoruz. Armağanlarla dolu bir süreç.Yola biz karar veriyoruz.armağanlar ise yolumuzda bizi bekliyor. “Alice Harikalar Diyarında” öyküsünde olduğu gibi.
Yalnız ben karar vermek derken söylemek istediğim, bir şey düşünüp olmasını dilemek değil. Karar vermek, derken gerçekten yürekten ve derinden istemek ve ona adanmaktan söz ediyorum.
Karar vermek o kadar da kolay değil aslında. Yollar önümüzde uzar gider, başlangıçta biz çoğunu göremeyiz .Onları görebilmemiz için hedefi belirlememiz gerekiyor .Hedef netleştiğinde yollar da belirginleşiyor. Yalnızca ne istediğini bilmek yeter mi? Tabii ki hayır.
Böyle bir durumda kendi başıma kalıp konuya ilişkin analiz yaparak kaynaklarımı, elimde olanları ve geliştirmem gereken yanları belirlemeye çalışırım.
Gerçekten bunu istiyor muyum? Bu yola çıktığımda benimle beraber gelecek olanlar var mı? Yoksa bazı kişileri burada mı bırakmam gerekecek? Benim değerlerime uygun mu bu kararım? İstediğim sonuca ulaşmak için her şey benim elimde mi? ( Biliyorum çoğu zaman bunun yanıtı HAYIR olur.)O zaman göklerde uçarken beni yere indiren soruyu sorarım.
-Bu sonuca ulaşmak için bu gün benim kontrolümde veya benim elimde olan ne var? İstediğim sonuca ulaşabilmek için başka bir konuyu çözmem gerekiyorsa odağımı ona çeviririm ve bu konuyu ne kadar sürede ve nasıl gerçekleştirebileceğimi düşünmeye başlarım.
- Bir konuya karar verip ona adandığımda neler oluyor? Ulaşmak istediğim ne ise onun bir resmi parlak ve canlı bir şekilde gözümde canlanıyor.Hatta bunu yaşıyor gibi heyecanlanıyorum. Daha sonra ayaklarım yere basıyor ve bu güne dönüyorum.
-Neler yapabilirim? Diye soruyorum kendime. Aklıma neleri yapamayacağım gelmiyor o zaman . Odaklandığım şey bunu nasıl yapabileceğim. Elimde neler olduğuna bakıyorum. Bu konuya ilişkin daha önce fark etmediğim pek çok şeyi görmeye başlıyorum. Antenlerim sanki yalnızca bu konuyu algılıyor gibi önümde seçeneklerin arttığını fark ediyorum. Pek çok engel de çıkıyor karşıma, bununla birlikte yalnızca elde ettiğim bilgilerden yararlanıp daha iyi bir yol bulmaya veya bu engelleri aşmaya odaklanıyorum. Bu sırada kişisel değerlerimi ve dengemi her zaman önemsiyorum. Onlar yoksa bu yol doğru değildir.
Mücadele etmek adandığınız bir konuda sizi pek yormaz. Aksine engelleri aştıkça keyif alırsınız. Çünkü sonuca bir adım daha yakınlaşmışsınızdır. Son olarak elde ettiğim sonuçların keyfini de mutlaka çıkartıyorum .
Siz de bilirsiniz her şey bitip geriye baktığınızda, aslında tüm bu olan bitenler bir karar anı ile ilgilidir. Geri kalan zaman şıp diye geçmiştir sanki.
Şunu çok iyi biliyorum. Bu ülkede veya dünyanın hiçbir yerinde kimseye bir şey verilmiyor. O ülkenin insanları düşünüyorlar karar veriyorlar ve tüm zorlukları aşıp başarıyorlar.
Ülkeyi yöneten,yönetime talip olan,iş arayan,iş veren,çalışan,okuyan,öğreten,eğiten ,çocuklarını büyüten kimler varsa elbette hepimiz bu ülkedeki iş yaşamına dair hayaller kuracağız,umutlu olacağız,moralimizi yüksek tutacağız,düşüneceğiz,araştıracağız, yazacağız,konuşacağız,çalışacağız ve üzerimize düşen ne varsa da yapacağız.
Bireysel olarak da ülkemizdeki sistemleri geliştirmek adına da artık yönümüze karar vermemizin zamanıdır.
Sevgilerimle