Bebek olmanın acizliğinden sıyrılmaya karar verdiği an önce yastıklar arasında, destekle oturduğu koltuğun üstünde ileri-geri sallanmaya başladı. Öne doğru yaptığı her hamlede hareket hızını artırmaya çalıştı. İç güdüsel bir çabaydı ve bu istek her geçen gün daha da yoğunlaşıyordu.
Yerde, kollarının ve bacaklarının yardımıyla emeklerken yardım aldığı herhangi bir eşyaya tutunarak ayağa kalktı. O an duyduğu haz ve başarma dürtüsü bedeninde istemsiz zıplamalara, yüzünde gülücüklere neden oluyordu. İlk tutunduğu eşya, onun ilk dayanağı idi.
Kendini koruyarak, tutunarak yana doğru attığı her adımda biraz daha ileri gitmenin keyfini yaşadı. Başardıkça adımları hızlandı, kendine güveni arttı.
Önce tek elini, ardından iki elini birden bırakıp ayakta, tek başına ve dimdik kalabilmenin onurunu yaşadı. Artık O, kendi başına daha da uzağa adım atabilmenin mutluluğundaydı. Yaşadıkları ; heyecan, mutluluk, onur ve başarı hissinin en uç noktasıydı.
Bu deneyimi zamana yaydı. Kendini geliştirdi. Biraz daha ileri gidebilmenin kudretini gördü kendinde...Bundan sonraki hamleler daha hızlı ve durmaksızın tekrarlanan koşma eylemi olmalıydı.
O, artık ilk koşusuna hazırdı. Salonun ortasındaki sehpayı merkez alıp etrafını turlamaya başladı. Bir, iki, üç.....Düşmesin, ona zarar gelmesin diye çevreden gelen haykırışlar umurunda bile değildi. Koşmanın, koştukça hızlanıp daha ileri daha çabuk varmanın heyecanı onun ilgilendiği en önemli şeydi. Bunu, daha sonraki yıllarında sokakta yapmaya başladı. Onu sımsıkı tutan elleri, minicik parmaklarıyla itti ve tek başına daha ileri daha önce varmanın tadına koştu. Arkasından yükselen sesleri yine duymuyordu. Ara sıra ardında bıraktıklarına bakarken korku değil, kendine olan güvenini perçinliyordu.
....
Çocukken farkında olmadan sahip olduğumuz ve ileri doğru adım atmada sabırsız, sınırsız olmamız ; çeşitli kaygılarla unutulabiliyor. Oysa, doğamızdan gelen bu en birincil dürtüyü ‘’fiziksel hareket’’ kavramından ‘’ yaşamsal hareket’’ boyutuna taşımak bizlerin elinde.
Usta Şair ;
‘’ Ben sadece ölen babamdan ileri,
doğacak çocuğumdan geriyim.
Ve bir kavganın adsız neferiyim’’
derken herşeyi öyle güzel özetlemiş ki...Bence çocuklarımıza yetişebilmek için en az onlar kadar hızlı koşmalı ve öğrenmeye aç yaşamalıyız. Yoksa onların enerjisine ve aktif beyin fırtınasına uyum sağlamakta zorlanırız.